Avanos Çömlekçiler Derneği

Çamurla uğraşanların yeri

"Avanos" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

Dernek olarak 21 Şubat 2010 günü saat 18:30 da üye yemeğinde üyelerimizle bir araya geldik. Çok keyifli ve eğlenceli bir yemek oldu. Yemekte bazı dernek üyelerimizin ve eşlerinin kendi çabalarıyla hazırladığı börekler, yemekler ve tatlılar sunuldu. Yemeklerin lezzeti dışında sohbetin güzelliği de keyifli bir gece geçirilmesini sağladı. Yemekte kısa bir konuşma yapan başkan Özgür Küçüktülü, yönetimin üzerinde çalıştığı projelerden genel olarak bahsetti. Görev dağılımı sonucu kendisinin hazırlaması gereken seramik festivali ile ilgili konuşan Özgür Küçüktülü Isminin Necati Ayden Seramik Festivali olmasını istiyoruz. Avanos’a teknik ve sanatsal anlamda çok şey katmış olan Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinden çıkan Necati Ayden‘i tekrar anmak ve ismini yaşatmak sorumluluğunu hissediyoruz. Festival Temmuz 15′de başlayıp 01 Ağustosta bitecek. İki aşamalı olacak olan festivalde elde şekillendirme ve torna yarışmaları yapılacak, bu yarışmalar ödüllü olacak ve yarışma sonunda sergi açılacak. Avanos’un geleneksel formlarından örnekler seçilecek ve yarışmacılardan bu formları modernize etmeleri istenecek. 15 gün boyunca sanatçılar çeşitli atölyelerde çalışırken aynı zamanda akşamları konser, sinema v. b. etkinlikler olacak. Ayrıca bu süre içinde eski binnik’ler de yaşatılmaya çalışılacak, piknik organizasyonları yapılacak yani dolu dolu 15 gün geçirecek Avanos’lular. dedi. Benim ve diğer arkadaşların çalıştığı projeler ve diğer etkinlikler için en önemli şeyin üyelerin katılımı olduğunu ekleyen Özgür Küçüktülü, diğer projelerin anlatılması için sırayla yönetimden bazı kişilere söz verdi.

Mükremin Tokmak dünyanın en büyük küpünü yapmak için proje hazırladığını söyledi. Küpün boyunu aşağı yukarı 7m olarak anlatan M. T. , bunun için onlarca kişinin çalışacağını, tonlarca çamur harcanacağı ve pişiriminin de oldukça zor olacağını belirtti. Ama başarılabilirse tüm dünyada yankı uyandıracağını ve çıkan küpün Avanos’ta sergilenmesini ilçeye gelen sayısında patlama yapacağını söyledi.

Tayfun Küçükcan ise öncelikle fakir okullardan başlanarak 4. ve 5. sınıflarda seramik çalışması başlatmak istediğini, bu çalışmanın çocuklara çamur ve seramik sevgisini verme ve sonrasında çocukların bu mesleği seçmesi adına çok yararlı olacağını belirtti.

Osman Şibik ise kendisinin yürüttüğü projenin, Avanos’un eski çömlek ustalarının, artık bu işi bırakmış olanlarının ve yaşları geçkin olanlarının video ve ses kayıtlarını çıkarma projesi olduğunu anlattı. Her geçen gün birini kaybettiğimiz bu ustaların geriye bıraktıkları yazılı ve görsel dokümanların gerekliliğini altını çizdi. Üyelerin oldukça ilgisini çeken bu projeler üzerinde uzun tartışmalar yapıldı. Projelerin yazıldığı ve bazılarının yazım aşamalarının bitmek üzere olduğu bildirildi. Yazım aşamaları bittikten sonra projelerin gerçekleşmesi için çeşitli sponsorların bulunması gerektiği hatırlatıldı.

Konuşmalar sırasında üyelerden Aydın Afacan ise bir proje önerisinde bulundu. Hayatını kaybeden Avanos’un eski ustaları için sürekli kendini geliştirebilen bir anıt yapılması gerektiğini anlattı. Her yeni vefatta anıta bir parça eklenerek anıtın sürekli gelişip büyümesinin öneminden bahsetti.

Bu fikir alışverişlerinden sonra ise özellikle Mehmet Körükçü, Ekrem Geçener, Mükremin Tokmak ve Osman Şibik keyifli anılar ve hikayeler anlattı. Hikayelerden birisi ise şöyleydi:

Çömlekçinin birisi yabana kâra gider çömlekleri satmaya. Yeşilhisar’a meydana girer ve onu gören çocuklar peşinden koşturmaya başlar. Çömleklerin kırılmasından korkan satıcı çocukları kovmaya çalışır, ararlarında bir mücadele başlar nihayetinde çocukları kovar ama çocuklardan bir tanesi kaçarken hayli büyük bir taşı fırlatır ve taş gelir satıcının kafasına çarpar. Kafası kanayan ve büyük acı çeken satıcı, çocuklara bağırır: -”Ulan eşek sıpaları, dua edin kafama çarptı ya şu sırtımdaki küpe çarpsaydı o zaman gösterirdim size!”

Bu keyifli gecenin sonunda en kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle yemekli toplantı dağıldı, geriye ise mutlu tebessümler kaldı.

Röportaj

1 yorum

Sayın Nazan Deniz, Avanos’lu bir çömlekçisiniz. Kadın olarak bu meslekte varolmanın zorlukları var mıdır? Bir zorluğu yok. işimi seviyorum ve beş yıldır yapıyorum. Elime aldığım her işi hakkıyla yaparım, istedikten sonra, sevdikten sonra yapılmayacak bir iş yok diye düşünüyorum. Kadın olmamdan kaynaklanan bir sorun yaşamıyorum. Sanayide bana eşit davranırlar. Gelir fikrimi sorarlar, ben de onlara sorarım. Orada kadın erkek yok, çömlekçiler var. Zaten tek kadın ben değilim. Şu anda aklıma gelen Mustafa Yazıcı’nın eşi Filiz var, Hakkı Usta’nın annesi gelir sanayide çalışırlar. Sanayide kadın olmanın kendine özgü bir zorluğu olmadığını düşünüyorum.

Peki çömlekçiliğe nasıl başladınız? 9 yıldır fırsatım olan tüm el sanatlarını öğrenmeye çalıştım. Ev aksesuarları, takı, seramik, makreme (el dokuması), nakış, ahşap boyama, bakır işleme bunlardan bazıları. Mesela kendi çeğiz sandığımı bakırdan kendim işledim. Sonra işlik başında 6 ay satıcı olarak çalıştım. Böylece bu işin içine girmiş oldum. Biz dededen çömlekçi bir aileyiz. Eşim de bu işi yapar. Ben de evlendikten sonra üretime başladım. Artık kendi işimi yapıyorum. Çavuşin’de bir dükkan açtım Deniz Çömlekçilik.

Mağazanızda ne tür ürünler var? Ben sadece Avanos ürünleri satıyorum. Kütahya yok, Kınık yok, iş yapamazsın çini sat diyorlar ama ben inatla Avanos’ta üretilen işleri satıyorum. Müşteri talebi olduğu için Aydın güveci de var ama ben kendi memleketimin ürününü tavsiye ediyorum.

Hobileriniz nelerdir? Çamurla üretmeyi sevdiğiniz işler neler? Sırlı ürünler yapmak benim için çok zevkli. Nasıl çıkacağını heyecanla beklemek… pano yapmayı seviyorum. Mozaik panolar ve eski Kapadokya evleri mesela. Hobilerimi sordunuz, gezmeği çok seviyorum. Tarihi ve arkeolojiye merakım var. Okuduğum kitapların çoğu Kapadokya tarihiyle ilgili. Müzeleri severim, Avanos’un da bir müzesi olsa keşke. . .

Çömlekçiler Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesisiniz. Başarmak istediğiniz en önemli hedefiniz nedir? Gerçekleşmesini istediğim en önemli proje Büyük Küp projesi. Bunun sonuna kadar destekçisiyim. Var gücümle bunun yapılmasına çalışacağım.

Yeni nesli nasıl görüyorsunuz? Sizce çömlekçiliğe ilgi nasıl? Arkadan gelen çırak yok. Bu çok endişe verici bir durum. 10 yıl sonra bile usta kalmayabilir. Endüstri Meslek Lisesinde 3 yıldır seramik bölümü açılamıyor. Ben bu güzel mesleğin bitmesini hiç istemiyorum. Bölgemizde Avanos’a özgü bir sanat, yaşatabilmek için çocukların ve gençlerin özendirilmesi gerekiyor.

Bu yönde çalışmalar olacak mı? Tabii ki. Bu yaz gerçekleştirmeyi düşündüğümüz, ortaokul düzeyindeki gençlere yönelik bir çalışmamız var. Avanos’un gençlerinin elini çamura sürmesini istiyoruz.

En son söylemek istediğiniz birşey var mı? Son olarak paylaşmak istediğim bir temennim var. Üyemiz olsun olmasın, tüm çömlekçiler el ele verip bu zanaatı canlandıralım.

Çok teşekkür ederiz.

Röportaj yapan: Özlem Şahin

Hititlerden bu yana gelen tarih boyunca Avanos’ta her zaman seramik üretimi yapılmıştır. Bu üretim testi,çömlek,yoğurtluk v.s gibi kullanıma ve gündelik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik ürünler olarak görünse de, aşağı yukarı son yirmi yıldır hediyelik ve sanatsal ürünler olarak da kendini göstermektedir. Çalışmanın sonunda Avanos üretiminin ağırlıklı olarak hangi tür ihtiyacı karşıladığını bulmayı umuyordum ama yoğurtluk,testi,güveç v.s. gibi mutfak ihtiyacına yönelik ürünler üretildiği gibi Hitit formları,şişe v.s.gibi hediyelik eşyalar veya çiçekçiler için ürünler de üretilmektedir. Burada en çok şu ürün yapılıyor deme şansımız çok fazla yok. Nihayetinde Avanos’ta ürün yelpazesi oldukça geniş ve ustalar hemen hemen her türlü ürünü ustalıkla yapıyorlar.

Şu an çok çeşitli üretimlerin yapılmasına rağmen her geçen gün Avanos’ta hem üretim hacmi azalmakta hem de şartlar gitgide ağırlaşmaktadır. Bu çalışmada hem Avanos’taki üretimin seramikçiler(çömlekçiler) tarafından ne şekilde olduğunun bilinmesi hem sorunların ve çözüm önerilerinin tartışılması hem de istatistiki bir veri oluşturması için yapılmıştır.

Çalışmada Avanos’ta seramik üretimi yapan bütün atölyeler teker teker dolaşılarak çalışan kişi sayısı, sigorta durumları,ağırlıklı olarak hangi ürünün üretildiği gibi bilgiler öğrenilmiş ve aşağıdaki tablo çıkarılmıştır.

Üretilen Ürün Çalışan Kişi Sayısı
Eltesti, yoğurtluk, çömlek testi, vazo, amfora, halkalı ve gagalı Hitit, şişe, kadeh, hediyelik eşya v.s. 33
Güveç 11
Kebapçılar için testi 4
Çiçekçilere saksı ve yardımcı malzemeler 3
Minyatür 4
Serbest, artistik çalışmalar 11
Çamur çıkarma ve çamur hazırlama 13
Döküm 8
Rötuşlama 7
Baskı pres 5
Vakum pres 2
Alçı sıvamayla tabak, kâse v.s.üretimi 4
Seramik üretimi için alçı kalıp hazırlama 4
Fırıncı(doldurma-boşaltma) 2
Seramik mühendisi 1
Çini çizimi ve boyaması 32
Rapido çizimi ve boyaması 21
Toplam 165

Çini ve Rapido işlerinde çalışan sayısı mağazalarda çalışanlar üzerinden tespit edilmiştir. Bunların dışında çoğunluğu Rapido olmak üzere aşağı yukarı 100 kişi de evlerde çalışmaktadır.

Evlerde çalışanları saymazsak toplam 165 kişi bir şekilde seramik üretimine katılıyor. 165 kişinin ise sadece 51 tanesi sigortalı çalışmakta. Yani Avanos’ta çamurla geçinen insanların büyük çoğunluğu sigortalarını bile yatıramıyor. Şu an faal olarak çalışan usta sayısı yalnızca 66 kişide kalıyor. Oysaki Avanos’ta zamanında yüzlerce usta olduğu söyleniyor. Şimdi gelinen bu durumda ilginç bir nokta ise çırak sayısıdır. Araştırma şunu gösterdi ki Avanos’ta şu anda sadece 6 adet çırak çalışıyor bunların çoğu kendi ailelerine ait atölyelerde çalışıyorlar. Yani gençler bu mesleği tercih etmiyor ve aileler onları yönlendirmiyor. Sigorta primini ödeyemeyen bir çömlek ustasının da çocuğunu bu işe yönlendirmesi pek beklenemez.

Yani şu an çalışanlar nerdeyse son kuşak, yeni ustalar yetişmiyor, her geçen gün bir işlik(atölye) daha kapanıyor.

Peki ama niye?

Avanos neden bu kadar geriledi?

  1. Gelen Turist Sayısının Azalması Ve Kalitenin Düşmesi: Bundan on beş yirmi yıl öncesine kadar atölyelerde ustalar sadece paralarını koymak için büyük çömlekler yaparlarmış ve gün sonunda taşacak kadar dolarmış bu çömlekler. Şu anda bir yerlere para koymak bir kenara atölyelere gelen turist kalmamış durumda neredeyse. Bunda değişen ve gitgide kapalılaşan turizm anlayışının payı büyük. Seyahat acentelerinin paket turlarla getirdiği turistler büyük otellerde kalmakta,büyük mağazalardan alışveriş yapmaktadır.Bu da üretim yapan atölyelere ve küçük satış yerlerine artık turistin gelmemesi demektir.Bu tabii ki gelen turist sayısıyla da çok alakalıdır.Eskiden Avanos merkezde 100 civarı olan otel,pansiyon sayısı şu anda 10’larla ifade edilmektedir.Bu örneğin de gösterdiği gibi sayısı gitgide azalan turist artık Avanos sokaklarında görülmez olmuştur.Gelen turistler ise genelde az harcama yapan eskiye göre daha düşük hayat standartları olan turistlerdir.Sonuç olarak ürünlerin satılacağı turist olmayınca geçimini buna bağlayan üreticinin de üretmesinin çok anlamı kalmamaktadır.
  2. Ağır Komisyon Uygulamaları: Önceleri %5-%10 arası olan komisyonlar artık%50’lere kadar çıkmıştır. Turlarla çalışan büyük mağazalar rehberlere, acentalara, şoförlere yüksek komisyonlar vermek zorunda olduğu için ürünleri de çok yüksek fiyatlardan satmak zorunda kalmaktadırlar. Maalesef sadece kar etmeyi düşünen bu firmalar içinde bulundukları durumdan kaynaklı, üreticiden aldıkları ürünleri de gitgide daha ucuza almaya çalışmaktadırlar. Kar marjlarını artırmak için ucuza alıp, pahalıya satmak artık bir politika haline gelmiştir. Oysaki ticaret yaparken üreticiyi kollamak temel kural olmalıdır ki gelen ürünün devamlılığı ve kalitesi olsun. Hal böyleyken üretim ilişkileri de feodal zeminler üzerinde kurulmuştur. Bu da üreticinin ürününü satarken abi, kardeş, tanıdık mantığıyla peşin çalışmamasına yol açmamaktadır. Satılan bir ürünün ücreti aylar sonra tahsil edilmekte, satıcının inisiyatifine göre tahsil bile edilememektedir zaman zaman. Bu sistemde üretici satıcıya tamamen mahkum durumdadır, hemen hemen her üreticinin bir alternatifi olduğu için peşin çalışmaya kalktığında satıcı başka yerlerden almaya başlamakla tehdit eder üreticiyi. Firmalar zaten çek veya senetle çalışmaya yanaşmamaktadır,hatta çoğu firmanın bir çeki bile yoktur. Sistem böyle kurulmuştur geriye kalan rolleri oynamaktır yalnızca.Üretici bu durumda yalnızdır,O’na düşen ne olursa olsun üretmektir, başka seçeneği yoktur,kuralları büyükler koymuştur ve onlar uygulamaktadır, gücü yettiği kadar üretime devam eder gücü bittiğinde oda diğerleri gibi tarihteki yerini alır.
  3. Örgütlülük Sorunu: Üreticinin üretim ve satış anlamında hiçbir fikir birliği bulunmamaktadır. Bunun nedenleri olarak çok farklı kalitede üretim yapan ustaların varlığı, piyasa şartları ve üreticideki bilinç eksikliği sayılabilir. Fakat ne olursa olsun üreticiler arasında bir örgütlülüğün olmaması sorunlara karşı tek ve sağlam bir duruş sergilenememesi ve çözümlerin bulunamamasına yol açmaktadır. Bu da üreticiler için ciddi bir güç kaybı anlamına gelmektedir.
  4. Denetim Eksikliği: Üretici, satıcı ve tüketici arasında genel ahlak kuralları üzerinde belli bir denetleme mekanizması yoktur. Herhangi bir devlet kontrolü, kooperatifleşme, dernek baskısı v.s.hiçbir örgütlülük yoktur. Tabiiki bu da kalitesiz ürün çıkarma (Ürünü pişirmeden satışa sunma, defolu ürünleri alçı ile tamir etme, seramik adı altında alçı ürünler satma v.s.),üreticinin birbirinden çok farklı fiyatlar belirlemesi, satıcının ürün tanıtmak yerine sadece satmaya çalışması, satarken tüketici haklarını hiçe sayması(Çift tabanlı dört pişirimli güveç bile satılıyor),tüketicinin ise bilinçsiz bir alışveriş yapmasına ve zarara uğramasına yol açmaktadır.Ayrıca ciddi bir kopyalama durumu yaşanmaktadır. Avanos’ta herhangi bir ustanın ürettiği yeni bir şey neredeyse daha fırınlanmadan taklit edilmektedir. Yüzyıllardır yapılan ürünler, kadeh,vazo v.s. gibi endüstriyel üretime geçebilecek ürünler, artık herkes tarafından yapılmaktadır. Ustalarda bu ürünler için başkalarının kendisinden kopyaladığı düşüncesi oldukça fazladır. Oysaki bu ve benzeri ürünler çok özgün,sanatsal ürünler değildir.kopyası veya benzerlerinin olması doğaldır. Özgün,sanatsal tasarımlar ve işçilikler kesinlikle başkaları tarafından yapılmamalıdır. Kurumların bunu denetlemesi ve izin vermemesi de ustaların ayrı ayrı üretimlerde uzmanlaşmasını sağlar ve kaliteyi artırır.
  5. Üreticinin Desteklenmemesi: Çok ciddi şekilde desteklenmeye ihtiyaç duyan seramik üreticileri tamamen yalnız bırakılmıştır. Yerel yönetimlerin, turizm bakanlığının, maliye bakanlığının ve diğer ilgili kurumların hem tarihi hem sanatsal hem de turistik dinamikleri fazlasıyla içinde barındıran seramik üretimine ilgisizliği ortadadır.
  6. Markalaşma: Avanos üretiminin canlanması ve bir disipline oturması anlamında markalaşma çok önemlidir. Belli formlarda ve belli üretim şekillerinde uzmanlaşmış ustalar ürünlerinin marka tescillerini mutlaka almalıdır. Kurumlar tarafından bu konuda yol haritaları çizilmelidir, üreticiye destek olunmalıdır.
  7. Devlet Politikaları: İlgili kurumların üreticiyi desteklememesi bir kenara uyguladıkları politikalarla seramik üretiminin gelişimini de olumsuz etkilemektedirler. Son olarak geçen sene içerisinde bir alternatif gösterilmeden çarşı içindeki geleneksel odun fırınlarında pişirim ve lastik yakmak yasaklanmıştır.
  8. Reklam Tanıtım Eksikliği: Avanos çok eski bir kültüre sahip olmasına rağmen tanıtımda çok geri kalmıştır. Bölgedeki diğer ilçelerden bile daha az tanınır durumdadır.

Tüm bu sorunlara rağmen Avanos’ta hala çok ciddi bir seramik üretimi yapılmaktadır, fazlasıyla sıradan ürünler olmasına rağmen ciddi kalitede ve özgünlükte ürünler üretilmektedir,çok iyi ustaları vardır,2cm lik minyatürlerden devasa küplere kadar çok geniş bir ürün yelpazesi vardır ve ustalar hepsini titizlikle yapmaktadır.

Peki bu kadar sorunun içinde Avanos’taki seramik üretiminin gelişmesi için neler yapılabilir.

Aslında sıraladığım sorunların hemen hepsi iç içe geçmiş durumda zincirleme şekilde birbirine bağlıdır hemde zincir yuvarlak oluşturup birbirine bağlanır.

Son yıllarda Avanos’ta ve bölgede sempozyumlar yapılmaktadır sivil toplum örgütleri, belediyeler ve üniversiteler bunları desteklemektedir. Bu iyi bir tanıtım yoludur bunun yanında bakanlıklar broşürler,tanıtım kitapçıkları v.s. ile bu tanıtıma katkıda bulunabilirler.

Ama ilgili kurumlara daha ciddi görevlerde düşmektedir. Buradaki üreticinin şehir içinde fırın yakmasının ve doğayı kirletecek lastik v.b.ürünler yakmasının yasaklanması çok doğru bir adımdır ama alternatif gösterilerek yapılırsa.Şu anda bu yasak geldiyse acilen üreticilerin toplu halde kullanacağı elektrikli fırınların yapılması veya fırınları kendilerinin yapması için faizsiz kredilerin ve yardımların yapılması şarttır.Çözümsüz yasaklar ancak aynı işin gizli şekilde yapılmasını sağlar nitekim de şu an olan durum bu.

Ayrıca devletten seramik üretimini desteklemesi anlamında geleneksel üretimin devamı için teşvikler beklenmektedir. Endüstriyel üretim ve piyasa koşullarından kaynaklı bir çok ürün artık üretilmemekte birçoğunun üretimi de gitgide azalmaktadır. Bu ürünler belirlenip üreticileri desteklenmelidir. Bu destekler olmadığı sürece koskoca bir tarih gözümüzün önünde yok olup gidecek.Bu şekilde devam ederse durum şöyle görünüyor son kalan 6 çırak hala geleceğinden endişe edecekse onlar bu işi bıraktığında en iyi ihtimal 20-30 yıl sonra Avanos çömlekçiliği yok olacak .

Bir başka konu da bu yüksek komisyonlar ve satıcıların durumları konusudur. Kurum veya kuruluşlar belli yasalar, çalışmalar, denetimler sayesinde komisyon oranlarını aşağıya çekmek zorundadır.Aksi takdirde satıcılar karı üretici üzerinden yapmaya devam ettikçe mağduriyet artacaktır.Yalnız böyle giderse satıcılar kendilerine üretim yapacak üretici bulamayacak hale gelecektir ve bunun olması maalesef çok uzun yıllar sürmeyecektir.

Üreticinin kendi iç sorunlarına gelince üreticiler birbirleriyle yarışmaktan, birbirlerinden esinlenmek yerine birbirlerini kopyalamakla uğraştıklarından, basma kalıp üretime devam ettiklerinden hem kişisel gelişim hem de genel olarak üretimdeki gelişimi sağlayamamaktadırlar. Seramiğin sadece tornadan (tezgah, elektrikli çarklar) ibaret olmadığını çok geniş bir bilgi ve tecrübe gerektiğini fark edip özgün üretimler yaratıcı tutumlar geliştirmelidirler.

Üreticilerin daha önce kooperatifleri olmuş, şu anda da bir dernekleri var ama bunlardan habersizde bir sürü üretici var. Artık atölyelerinden çıkıp kendileri için bir şeyler yapmaları gerektiğini fark etmeliler, bu kurumlara taleplerini sunmalılar onları çalışmaya zorlamalılar ,artık taşın altına herkes elini koymalı başka çözüm görünmüyor.

Hala Hititlerin ruhunu, üretimini, kültürünü hatta çanaktaki parmak izini taşıyan bu halkın yok olup gitmemesi için artık herkes bir şeyler yapmalı.

Bu tarih yitip gittiğinde bunda susan, çalışmayan, üretmeyen, çözüm bulmayan herkes sorumlu olacaktır.

ÖZGÜR KÜÇÜKTÜLÜ

Toplantı02-09-2010 Tarihinde Avanos meslek yüksek okulunun düzenlemiş olduğu toplantıya katılmıştır.

Kaymakamımız Sayın Aylin Kırcı Duman’ında katıldığı, Nevşehir müze müdürü Sayın Murat Gülyaz’ında aralarında bulunduğu toplantıya çeşitli kurumlardan da temsilciler katılmıştır. Derneğimiz, yönetim kurulundan dört kişi ile temsil edilmiştir. Toplantıda Avanos’un ve Kapadokya’nın taşınmaz kültür varlıklarının bir proje kapsamında  tanıtılması önerilmiştir, derneğimiz ise öncelikli olarak bu projenin bir veri tabanı oluşturulması yönünde kullanılması, ayrıca geleneksel el sanatları müzesinin oluşturulması, çamur üretim fabrikası ve büyük küp projesi ile ilgili görüşlerini dile getirmiştir. Bu öneriler Katılımcılar tarafından ilgi ile karşılanmıştır…

Powered by WordPress Web Design by SRS Solutions © 2012 Avanos Çömlekçiler Derneği Design by SRS Solutions