Avanos Çömlekçiler Derneği

Çamurla uğraşanların yeri

"Çömlekçilik" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

05-03-2011

Sevgili Dostlar
Avanos Çömlekçiler Derneği olarak ilkini İncesu ikincisini Kültepe kaniş-karum’a yaptığımız gezinin üçüncüsü olan bu yılın ilk kültür ve tarih etkinliğini komşu ilimiz Niğde ye gezi düzenleyerek başlatmış bulunuyor.
Geziye Avanos Çömlekçiler Derneği, Füsun Kavalcı ve öğrencileri, Nevşehir Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Osman Doğanay Başkanlığında Arkeoloji bölümü öğrencileri ile Avanoslu tarih ve kültür sever arkadaşlarımız katılmıştır.
“Sevmek tanımakla başlar” sözünü düstur alarak tarihi ve kültürüyle önemli bir merkez olan Niğde ilimizin merkezi ve ilçelerinde bulunan tarihi mekânları ile bu yerlerde tarih boyunca üretilmiş olan çömlek kültürünü yerinde görme fırsatı yakaladık.
5 Mart cumartesi günü Avanos tan 2 otobüs ile 90 kişilik bir katılımla hareket ettik, ilk olarak Niğde ili Aktaş kasabası sınırında bulunan milattan sonra 5. yy la tarihlenen Andaval kilisesini gezdik ve mimari açıdan daha o çağlarda kesme taş tekniği ile böylesi bir mimari örneğin güzelliğini seyrettik. Hali hazırda korumaya alınmış ama Restorasyonu ilerlemiyor ilgililerine buradan duyururuz.
Ardından Gümüşler manastırını ziyaret ettik. Bu mekân ise yine Anadolu da erken çağlardan beri yaşam alanı olmuş önemli bir merkezdir. Hititlerden bu yana tüm medeniyetlerin izini taşıyan bu yerleşimde kayalar içine yerleştirilmiş çömlek depoların nasıl kullanıldığını, o dönemde hayati öneme sahip yeraltı şehri nin tüm detaylarını gezme fırsatı yakaladık. Burasının ilginç özelliklerinden biri ise Hıristiyanlık döneminde yapılmış olan fresklerden birinde Meryem ana gülümserken resmedilmiş. bu örnek diyebiliriz ki tüm Anadolu da bu özelliği ile tek tir.
Bu arada kültür bakanı Ertuğrul Günay ile karşılaştık, kendisine Zelve ören yerindeki ucube beton binaları neden yıkmadıklarını sordum. “yıkılacak” dedi. Bakalım bekliyoruz.
Buradan sonra bahçeli kasabasında bulunan M.Ö. 2. yy la tarihli orijinalliğinde hiç bir şey kaybetmemiş olan roma havuzuna vardık. Bu havuz 60 metre uzunluğu, 22 metre genişliği, 2,5 metre derinliği ile belki de ilk olimpik havuz diyebiliriz. Hala içinden sular kaynamaya devam ediyor, ama hemen yanında bulunan lokanta bu dokuya yakışmamış. Roma havuzunun doğu cephesinde bulunan tepe ise M.Ö. 8. binde yaşanmaya başlanmış olan Anadolu tarihinin önemli kilometre taşlarından biri olan Köşk Höyüktür. Prof. Dr. Aliye Öztan’ın bilimsel başkanlığında 1995 yılında başlanan 2. Dönem kazılarda Anadolu tarihine ışık tutacak çok önemli bulgular elde edilmiştir.
Köşk höyük’te 4 büyük kültür tabakası keşfedilmiştir. Köşk höyük’te ilk arkeolojik kazılar Prof. Dr. Uğur Silistreli tarafından 1981 yılında başlatılmıştır. Höyük yaklaşık 80 metre çapında ve 15 metre yüksekliğindedir.
Buradaki gezimizi bitirdikten sonra tarihi adı tyana olan ama günümüzde kemerhisar olarak bilinen ilçeye hareket ettik. Yol boyunca bize eşlik eden su kemerleri ile kemerhisara girdik. İnsanı hayrete düşürecek büyüklükteki taşlarla yapılmış 8 km lik su kemerleri inanılmaz güzellikte ve heybetli idi.
Antik tyana kenti Tarih öncesinden Hititlerin yıkılışına değin pek çok uygarlığa mekân olmuştur. Hititler döneminde Tuwanuwa, Roma’da ise Tyana olarak tanınıyor. Tuwanuwa Geç Hitit döneminin başkentidir. Ünlü kral Warpalawa İ.Ö.738–715 yıllarında bu kentte hüküm sürmüştür.

M.Ö.30-M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma döneminde, Kemerhisar(Tyana) yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşadı. Antik kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna geldi. Tyana’nın en parlak dönemi hiç kuşkusuz Roma çağıdır. Bu dönemde iki kez Güney Kapadokya Krallığının başkentliğini yapmıştır.

Antik Tyana kentinde 2000 yılından beri bir İtalyan ekip tarafından bilimsel kazılar yapılmaktadır. Gezi grubumuzla öğle yemeğimizi kemerhisarın ünlü pidecisi bayram ustada yedikten sonra kemerhisar belediyesinde görevli bir arkadaş eşliğinde kazıların devam ettiği roma hamamı ile saray kalıntılarının bulunduğu bölgeyi gezerek kemerhisar dan ayrıldık. Gerçektende bizi en etkileyen yerlerden biri oldu antik tyana kenti.

Gezimizin önemli duraklarından biri ise Niğde müzesi idi. Yanılmıyorsam iki yıl öncesine kadar Türkiye nin en iyi düzenlenmiş beş müzesinden biri idi. Gezi sırasında müze görevlisi arkadaş kronolojik sıraya göre bize tüm detayları ile bölge tarihini belge ve buluntuları da göstererek anlattı, sanki zaman tünelinde gibi idik.

Bu toprakların tarihi bize bir kez daha göstermiştir ki insanlık tarihinin merkezi Anadolu dur.
Hani şair Ahmet arif diyor ya:

Beşikler vermişim Nuh’a salıncaklar hamaklar,
Havva anan dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben tanıyormusun.

Nasılda anlatmış üç satırla derinliğini ve önemini memleketin. Gerçektende Sevmek tanımakla başlar, gezi sırasında genç arkeoloji öğrencilerinin gözlerini görmeliydiniz pırıl pırıl ve heyecanlı idiler. Müze gezisinden sonra Selçuklu dönemine ait o çağda kadın vali olarak görev yapmış Hüdavend hatun türbesini ve mimarisini inceleyerek buradan Fertek kasabasına geçtik, burada bulunan kilise camisini gezerek gezimizi sonlandırdık. Keyifli ve güzel bir gezi oldu.

Bir sonraki etkinlikte buluşmak dileği ile hoşçakalın.

Avanos Çömlekçiler Derneği Y.K.adına

Mükremin Tokmak

Röportaj

1 yorum

Sayın Nazan Deniz, Avanos’lu bir çömlekçisiniz. Kadın olarak bu meslekte varolmanın zorlukları var mıdır? Bir zorluğu yok. işimi seviyorum ve beş yıldır yapıyorum. Elime aldığım her işi hakkıyla yaparım, istedikten sonra, sevdikten sonra yapılmayacak bir iş yok diye düşünüyorum. Kadın olmamdan kaynaklanan bir sorun yaşamıyorum. Sanayide bana eşit davranırlar. Gelir fikrimi sorarlar, ben de onlara sorarım. Orada kadın erkek yok, çömlekçiler var. Zaten tek kadın ben değilim. Şu anda aklıma gelen Mustafa Yazıcı’nın eşi Filiz var, Hakkı Usta’nın annesi gelir sanayide çalışırlar. Sanayide kadın olmanın kendine özgü bir zorluğu olmadığını düşünüyorum.

Peki çömlekçiliğe nasıl başladınız? 9 yıldır fırsatım olan tüm el sanatlarını öğrenmeye çalıştım. Ev aksesuarları, takı, seramik, makreme (el dokuması), nakış, ahşap boyama, bakır işleme bunlardan bazıları. Mesela kendi çeğiz sandığımı bakırdan kendim işledim. Sonra işlik başında 6 ay satıcı olarak çalıştım. Böylece bu işin içine girmiş oldum. Biz dededen çömlekçi bir aileyiz. Eşim de bu işi yapar. Ben de evlendikten sonra üretime başladım. Artık kendi işimi yapıyorum. Çavuşin’de bir dükkan açtım Deniz Çömlekçilik.

Mağazanızda ne tür ürünler var? Ben sadece Avanos ürünleri satıyorum. Kütahya yok, Kınık yok, iş yapamazsın çini sat diyorlar ama ben inatla Avanos’ta üretilen işleri satıyorum. Müşteri talebi olduğu için Aydın güveci de var ama ben kendi memleketimin ürününü tavsiye ediyorum.

Hobileriniz nelerdir? Çamurla üretmeyi sevdiğiniz işler neler? Sırlı ürünler yapmak benim için çok zevkli. Nasıl çıkacağını heyecanla beklemek… pano yapmayı seviyorum. Mozaik panolar ve eski Kapadokya evleri mesela. Hobilerimi sordunuz, gezmeği çok seviyorum. Tarihi ve arkeolojiye merakım var. Okuduğum kitapların çoğu Kapadokya tarihiyle ilgili. Müzeleri severim, Avanos’un da bir müzesi olsa keşke. . .

Çömlekçiler Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesisiniz. Başarmak istediğiniz en önemli hedefiniz nedir? Gerçekleşmesini istediğim en önemli proje Büyük Küp projesi. Bunun sonuna kadar destekçisiyim. Var gücümle bunun yapılmasına çalışacağım.

Yeni nesli nasıl görüyorsunuz? Sizce çömlekçiliğe ilgi nasıl? Arkadan gelen çırak yok. Bu çok endişe verici bir durum. 10 yıl sonra bile usta kalmayabilir. Endüstri Meslek Lisesinde 3 yıldır seramik bölümü açılamıyor. Ben bu güzel mesleğin bitmesini hiç istemiyorum. Bölgemizde Avanos’a özgü bir sanat, yaşatabilmek için çocukların ve gençlerin özendirilmesi gerekiyor.

Bu yönde çalışmalar olacak mı? Tabii ki. Bu yaz gerçekleştirmeyi düşündüğümüz, ortaokul düzeyindeki gençlere yönelik bir çalışmamız var. Avanos’un gençlerinin elini çamura sürmesini istiyoruz.

En son söylemek istediğiniz birşey var mı? Son olarak paylaşmak istediğim bir temennim var. Üyemiz olsun olmasın, tüm çömlekçiler el ele verip bu zanaatı canlandıralım.

Çok teşekkür ederiz.

Röportaj yapan: Özlem Şahin

Hititlerden bu yana gelen tarih boyunca Avanos’ta her zaman seramik üretimi yapılmıştır. Bu üretim testi,çömlek,yoğurtluk v.s gibi kullanıma ve gündelik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik ürünler olarak görünse de, aşağı yukarı son yirmi yıldır hediyelik ve sanatsal ürünler olarak da kendini göstermektedir. Çalışmanın sonunda Avanos üretiminin ağırlıklı olarak hangi tür ihtiyacı karşıladığını bulmayı umuyordum ama yoğurtluk,testi,güveç v.s. gibi mutfak ihtiyacına yönelik ürünler üretildiği gibi Hitit formları,şişe v.s.gibi hediyelik eşyalar veya çiçekçiler için ürünler de üretilmektedir. Burada en çok şu ürün yapılıyor deme şansımız çok fazla yok. Nihayetinde Avanos’ta ürün yelpazesi oldukça geniş ve ustalar hemen hemen her türlü ürünü ustalıkla yapıyorlar.

Şu an çok çeşitli üretimlerin yapılmasına rağmen her geçen gün Avanos’ta hem üretim hacmi azalmakta hem de şartlar gitgide ağırlaşmaktadır. Bu çalışmada hem Avanos’taki üretimin seramikçiler(çömlekçiler) tarafından ne şekilde olduğunun bilinmesi hem sorunların ve çözüm önerilerinin tartışılması hem de istatistiki bir veri oluşturması için yapılmıştır.

Çalışmada Avanos’ta seramik üretimi yapan bütün atölyeler teker teker dolaşılarak çalışan kişi sayısı, sigorta durumları,ağırlıklı olarak hangi ürünün üretildiği gibi bilgiler öğrenilmiş ve aşağıdaki tablo çıkarılmıştır.

Üretilen Ürün Çalışan Kişi Sayısı
Eltesti, yoğurtluk, çömlek testi, vazo, amfora, halkalı ve gagalı Hitit, şişe, kadeh, hediyelik eşya v.s. 33
Güveç 11
Kebapçılar için testi 4
Çiçekçilere saksı ve yardımcı malzemeler 3
Minyatür 4
Serbest, artistik çalışmalar 11
Çamur çıkarma ve çamur hazırlama 13
Döküm 8
Rötuşlama 7
Baskı pres 5
Vakum pres 2
Alçı sıvamayla tabak, kâse v.s.üretimi 4
Seramik üretimi için alçı kalıp hazırlama 4
Fırıncı(doldurma-boşaltma) 2
Seramik mühendisi 1
Çini çizimi ve boyaması 32
Rapido çizimi ve boyaması 21
Toplam 165

Çini ve Rapido işlerinde çalışan sayısı mağazalarda çalışanlar üzerinden tespit edilmiştir. Bunların dışında çoğunluğu Rapido olmak üzere aşağı yukarı 100 kişi de evlerde çalışmaktadır.

Evlerde çalışanları saymazsak toplam 165 kişi bir şekilde seramik üretimine katılıyor. 165 kişinin ise sadece 51 tanesi sigortalı çalışmakta. Yani Avanos’ta çamurla geçinen insanların büyük çoğunluğu sigortalarını bile yatıramıyor. Şu an faal olarak çalışan usta sayısı yalnızca 66 kişide kalıyor. Oysaki Avanos’ta zamanında yüzlerce usta olduğu söyleniyor. Şimdi gelinen bu durumda ilginç bir nokta ise çırak sayısıdır. Araştırma şunu gösterdi ki Avanos’ta şu anda sadece 6 adet çırak çalışıyor bunların çoğu kendi ailelerine ait atölyelerde çalışıyorlar. Yani gençler bu mesleği tercih etmiyor ve aileler onları yönlendirmiyor. Sigorta primini ödeyemeyen bir çömlek ustasının da çocuğunu bu işe yönlendirmesi pek beklenemez.

Yani şu an çalışanlar nerdeyse son kuşak, yeni ustalar yetişmiyor, her geçen gün bir işlik(atölye) daha kapanıyor.

Peki ama niye?

Avanos neden bu kadar geriledi?

  1. Gelen Turist Sayısının Azalması Ve Kalitenin Düşmesi: Bundan on beş yirmi yıl öncesine kadar atölyelerde ustalar sadece paralarını koymak için büyük çömlekler yaparlarmış ve gün sonunda taşacak kadar dolarmış bu çömlekler. Şu anda bir yerlere para koymak bir kenara atölyelere gelen turist kalmamış durumda neredeyse. Bunda değişen ve gitgide kapalılaşan turizm anlayışının payı büyük. Seyahat acentelerinin paket turlarla getirdiği turistler büyük otellerde kalmakta,büyük mağazalardan alışveriş yapmaktadır.Bu da üretim yapan atölyelere ve küçük satış yerlerine artık turistin gelmemesi demektir.Bu tabii ki gelen turist sayısıyla da çok alakalıdır.Eskiden Avanos merkezde 100 civarı olan otel,pansiyon sayısı şu anda 10’larla ifade edilmektedir.Bu örneğin de gösterdiği gibi sayısı gitgide azalan turist artık Avanos sokaklarında görülmez olmuştur.Gelen turistler ise genelde az harcama yapan eskiye göre daha düşük hayat standartları olan turistlerdir.Sonuç olarak ürünlerin satılacağı turist olmayınca geçimini buna bağlayan üreticinin de üretmesinin çok anlamı kalmamaktadır.
  2. Ağır Komisyon Uygulamaları: Önceleri %5-%10 arası olan komisyonlar artık%50’lere kadar çıkmıştır. Turlarla çalışan büyük mağazalar rehberlere, acentalara, şoförlere yüksek komisyonlar vermek zorunda olduğu için ürünleri de çok yüksek fiyatlardan satmak zorunda kalmaktadırlar. Maalesef sadece kar etmeyi düşünen bu firmalar içinde bulundukları durumdan kaynaklı, üreticiden aldıkları ürünleri de gitgide daha ucuza almaya çalışmaktadırlar. Kar marjlarını artırmak için ucuza alıp, pahalıya satmak artık bir politika haline gelmiştir. Oysaki ticaret yaparken üreticiyi kollamak temel kural olmalıdır ki gelen ürünün devamlılığı ve kalitesi olsun. Hal böyleyken üretim ilişkileri de feodal zeminler üzerinde kurulmuştur. Bu da üreticinin ürününü satarken abi, kardeş, tanıdık mantığıyla peşin çalışmamasına yol açmamaktadır. Satılan bir ürünün ücreti aylar sonra tahsil edilmekte, satıcının inisiyatifine göre tahsil bile edilememektedir zaman zaman. Bu sistemde üretici satıcıya tamamen mahkum durumdadır, hemen hemen her üreticinin bir alternatifi olduğu için peşin çalışmaya kalktığında satıcı başka yerlerden almaya başlamakla tehdit eder üreticiyi. Firmalar zaten çek veya senetle çalışmaya yanaşmamaktadır,hatta çoğu firmanın bir çeki bile yoktur. Sistem böyle kurulmuştur geriye kalan rolleri oynamaktır yalnızca.Üretici bu durumda yalnızdır,O’na düşen ne olursa olsun üretmektir, başka seçeneği yoktur,kuralları büyükler koymuştur ve onlar uygulamaktadır, gücü yettiği kadar üretime devam eder gücü bittiğinde oda diğerleri gibi tarihteki yerini alır.
  3. Örgütlülük Sorunu: Üreticinin üretim ve satış anlamında hiçbir fikir birliği bulunmamaktadır. Bunun nedenleri olarak çok farklı kalitede üretim yapan ustaların varlığı, piyasa şartları ve üreticideki bilinç eksikliği sayılabilir. Fakat ne olursa olsun üreticiler arasında bir örgütlülüğün olmaması sorunlara karşı tek ve sağlam bir duruş sergilenememesi ve çözümlerin bulunamamasına yol açmaktadır. Bu da üreticiler için ciddi bir güç kaybı anlamına gelmektedir.
  4. Denetim Eksikliği: Üretici, satıcı ve tüketici arasında genel ahlak kuralları üzerinde belli bir denetleme mekanizması yoktur. Herhangi bir devlet kontrolü, kooperatifleşme, dernek baskısı v.s.hiçbir örgütlülük yoktur. Tabiiki bu da kalitesiz ürün çıkarma (Ürünü pişirmeden satışa sunma, defolu ürünleri alçı ile tamir etme, seramik adı altında alçı ürünler satma v.s.),üreticinin birbirinden çok farklı fiyatlar belirlemesi, satıcının ürün tanıtmak yerine sadece satmaya çalışması, satarken tüketici haklarını hiçe sayması(Çift tabanlı dört pişirimli güveç bile satılıyor),tüketicinin ise bilinçsiz bir alışveriş yapmasına ve zarara uğramasına yol açmaktadır.Ayrıca ciddi bir kopyalama durumu yaşanmaktadır. Avanos’ta herhangi bir ustanın ürettiği yeni bir şey neredeyse daha fırınlanmadan taklit edilmektedir. Yüzyıllardır yapılan ürünler, kadeh,vazo v.s. gibi endüstriyel üretime geçebilecek ürünler, artık herkes tarafından yapılmaktadır. Ustalarda bu ürünler için başkalarının kendisinden kopyaladığı düşüncesi oldukça fazladır. Oysaki bu ve benzeri ürünler çok özgün,sanatsal ürünler değildir.kopyası veya benzerlerinin olması doğaldır. Özgün,sanatsal tasarımlar ve işçilikler kesinlikle başkaları tarafından yapılmamalıdır. Kurumların bunu denetlemesi ve izin vermemesi de ustaların ayrı ayrı üretimlerde uzmanlaşmasını sağlar ve kaliteyi artırır.
  5. Üreticinin Desteklenmemesi: Çok ciddi şekilde desteklenmeye ihtiyaç duyan seramik üreticileri tamamen yalnız bırakılmıştır. Yerel yönetimlerin, turizm bakanlığının, maliye bakanlığının ve diğer ilgili kurumların hem tarihi hem sanatsal hem de turistik dinamikleri fazlasıyla içinde barındıran seramik üretimine ilgisizliği ortadadır.
  6. Markalaşma: Avanos üretiminin canlanması ve bir disipline oturması anlamında markalaşma çok önemlidir. Belli formlarda ve belli üretim şekillerinde uzmanlaşmış ustalar ürünlerinin marka tescillerini mutlaka almalıdır. Kurumlar tarafından bu konuda yol haritaları çizilmelidir, üreticiye destek olunmalıdır.
  7. Devlet Politikaları: İlgili kurumların üreticiyi desteklememesi bir kenara uyguladıkları politikalarla seramik üretiminin gelişimini de olumsuz etkilemektedirler. Son olarak geçen sene içerisinde bir alternatif gösterilmeden çarşı içindeki geleneksel odun fırınlarında pişirim ve lastik yakmak yasaklanmıştır.
  8. Reklam Tanıtım Eksikliği: Avanos çok eski bir kültüre sahip olmasına rağmen tanıtımda çok geri kalmıştır. Bölgedeki diğer ilçelerden bile daha az tanınır durumdadır.

Tüm bu sorunlara rağmen Avanos’ta hala çok ciddi bir seramik üretimi yapılmaktadır, fazlasıyla sıradan ürünler olmasına rağmen ciddi kalitede ve özgünlükte ürünler üretilmektedir,çok iyi ustaları vardır,2cm lik minyatürlerden devasa küplere kadar çok geniş bir ürün yelpazesi vardır ve ustalar hepsini titizlikle yapmaktadır.

Peki bu kadar sorunun içinde Avanos’taki seramik üretiminin gelişmesi için neler yapılabilir.

Aslında sıraladığım sorunların hemen hepsi iç içe geçmiş durumda zincirleme şekilde birbirine bağlıdır hemde zincir yuvarlak oluşturup birbirine bağlanır.

Son yıllarda Avanos’ta ve bölgede sempozyumlar yapılmaktadır sivil toplum örgütleri, belediyeler ve üniversiteler bunları desteklemektedir. Bu iyi bir tanıtım yoludur bunun yanında bakanlıklar broşürler,tanıtım kitapçıkları v.s. ile bu tanıtıma katkıda bulunabilirler.

Ama ilgili kurumlara daha ciddi görevlerde düşmektedir. Buradaki üreticinin şehir içinde fırın yakmasının ve doğayı kirletecek lastik v.b.ürünler yakmasının yasaklanması çok doğru bir adımdır ama alternatif gösterilerek yapılırsa.Şu anda bu yasak geldiyse acilen üreticilerin toplu halde kullanacağı elektrikli fırınların yapılması veya fırınları kendilerinin yapması için faizsiz kredilerin ve yardımların yapılması şarttır.Çözümsüz yasaklar ancak aynı işin gizli şekilde yapılmasını sağlar nitekim de şu an olan durum bu.

Ayrıca devletten seramik üretimini desteklemesi anlamında geleneksel üretimin devamı için teşvikler beklenmektedir. Endüstriyel üretim ve piyasa koşullarından kaynaklı bir çok ürün artık üretilmemekte birçoğunun üretimi de gitgide azalmaktadır. Bu ürünler belirlenip üreticileri desteklenmelidir. Bu destekler olmadığı sürece koskoca bir tarih gözümüzün önünde yok olup gidecek.Bu şekilde devam ederse durum şöyle görünüyor son kalan 6 çırak hala geleceğinden endişe edecekse onlar bu işi bıraktığında en iyi ihtimal 20-30 yıl sonra Avanos çömlekçiliği yok olacak .

Bir başka konu da bu yüksek komisyonlar ve satıcıların durumları konusudur. Kurum veya kuruluşlar belli yasalar, çalışmalar, denetimler sayesinde komisyon oranlarını aşağıya çekmek zorundadır.Aksi takdirde satıcılar karı üretici üzerinden yapmaya devam ettikçe mağduriyet artacaktır.Yalnız böyle giderse satıcılar kendilerine üretim yapacak üretici bulamayacak hale gelecektir ve bunun olması maalesef çok uzun yıllar sürmeyecektir.

Üreticinin kendi iç sorunlarına gelince üreticiler birbirleriyle yarışmaktan, birbirlerinden esinlenmek yerine birbirlerini kopyalamakla uğraştıklarından, basma kalıp üretime devam ettiklerinden hem kişisel gelişim hem de genel olarak üretimdeki gelişimi sağlayamamaktadırlar. Seramiğin sadece tornadan (tezgah, elektrikli çarklar) ibaret olmadığını çok geniş bir bilgi ve tecrübe gerektiğini fark edip özgün üretimler yaratıcı tutumlar geliştirmelidirler.

Üreticilerin daha önce kooperatifleri olmuş, şu anda da bir dernekleri var ama bunlardan habersizde bir sürü üretici var. Artık atölyelerinden çıkıp kendileri için bir şeyler yapmaları gerektiğini fark etmeliler, bu kurumlara taleplerini sunmalılar onları çalışmaya zorlamalılar ,artık taşın altına herkes elini koymalı başka çözüm görünmüyor.

Hala Hititlerin ruhunu, üretimini, kültürünü hatta çanaktaki parmak izini taşıyan bu halkın yok olup gitmemesi için artık herkes bir şeyler yapmalı.

Bu tarih yitip gittiğinde bunda susan, çalışmayan, üretmeyen, çözüm bulmayan herkes sorumlu olacaktır.

ÖZGÜR KÜÇÜKTÜLÜ

Toplantı02-09-2010 Tarihinde Avanos meslek yüksek okulunun düzenlemiş olduğu toplantıya katılmıştır.

Kaymakamımız Sayın Aylin Kırcı Duman’ında katıldığı, Nevşehir müze müdürü Sayın Murat Gülyaz’ında aralarında bulunduğu toplantıya çeşitli kurumlardan da temsilciler katılmıştır. Derneğimiz, yönetim kurulundan dört kişi ile temsil edilmiştir. Toplantıda Avanos’un ve Kapadokya’nın taşınmaz kültür varlıklarının bir proje kapsamında  tanıtılması önerilmiştir, derneğimiz ise öncelikli olarak bu projenin bir veri tabanı oluşturulması yönünde kullanılması, ayrıca geleneksel el sanatları müzesinin oluşturulması, çamur üretim fabrikası ve büyük küp projesi ile ilgili görüşlerini dile getirmiştir. Bu öneriler Katılımcılar tarafından ilgi ile karşılanmıştır…

Powered by WordPress Web Design by SRS Solutions © 2012 Avanos Çömlekçiler Derneği Design by SRS Solutions