05-03-2011

Sevgili Dostlar
Avanos Çömlekçiler Derneği olarak ilkini İncesu ikincisini Kültepe kaniş-karum’a yaptığımız gezinin üçüncüsü olan bu yılın ilk kültür ve tarih etkinliğini komşu ilimiz Niğde ye gezi düzenleyerek başlatmış bulunuyor.
Geziye Avanos Çömlekçiler Derneği, Füsun Kavalcı ve öğrencileri, Nevşehir Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Osman Doğanay Başkanlığında Arkeoloji bölümü öğrencileri ile Avanoslu tarih ve kültür sever arkadaşlarımız katılmıştır.
“Sevmek tanımakla başlar” sözünü düstur alarak tarihi ve kültürüyle önemli bir merkez olan Niğde ilimizin merkezi ve ilçelerinde bulunan tarihi mekânları ile bu yerlerde tarih boyunca üretilmiş olan çömlek kültürünü yerinde görme fırsatı yakaladık.
5 Mart cumartesi günü Avanos tan 2 otobüs ile 90 kişilik bir katılımla hareket ettik, ilk olarak Niğde ili Aktaş kasabası sınırında bulunan milattan sonra 5. yy la tarihlenen Andaval kilisesini gezdik ve mimari açıdan daha o çağlarda kesme taş tekniği ile böylesi bir mimari örneğin güzelliğini seyrettik. Hali hazırda korumaya alınmış ama Restorasyonu ilerlemiyor ilgililerine buradan duyururuz.
Ardından Gümüşler manastırını ziyaret ettik. Bu mekân ise yine Anadolu da erken çağlardan beri yaşam alanı olmuş önemli bir merkezdir. Hititlerden bu yana tüm medeniyetlerin izini taşıyan bu yerleşimde kayalar içine yerleştirilmiş çömlek depoların nasıl kullanıldığını, o dönemde hayati öneme sahip yeraltı şehri nin tüm detaylarını gezme fırsatı yakaladık. Burasının ilginç özelliklerinden biri ise Hıristiyanlık döneminde yapılmış olan fresklerden birinde Meryem ana gülümserken resmedilmiş. bu örnek diyebiliriz ki tüm Anadolu da bu özelliği ile tek tir.
Bu arada kültür bakanı Ertuğrul Günay ile karşılaştık, kendisine Zelve ören yerindeki ucube beton binaları neden yıkmadıklarını sordum. “yıkılacak” dedi. Bakalım bekliyoruz.
Buradan sonra bahçeli kasabasında bulunan M.Ö. 2. yy la tarihli orijinalliğinde hiç bir şey kaybetmemiş olan roma havuzuna vardık. Bu havuz 60 metre uzunluğu, 22 metre genişliği, 2,5 metre derinliği ile belki de ilk olimpik havuz diyebiliriz. Hala içinden sular kaynamaya devam ediyor, ama hemen yanında bulunan lokanta bu dokuya yakışmamış. Roma havuzunun doğu cephesinde bulunan tepe ise M.Ö. 8. binde yaşanmaya başlanmış olan Anadolu tarihinin önemli kilometre taşlarından biri olan Köşk Höyüktür. Prof. Dr. Aliye Öztan’ın bilimsel başkanlığında 1995 yılında başlanan 2. Dönem kazılarda Anadolu tarihine ışık tutacak çok önemli bulgular elde edilmiştir.
Köşk höyük’te 4 büyük kültür tabakası keşfedilmiştir. Köşk höyük’te ilk arkeolojik kazılar Prof. Dr. Uğur Silistreli tarafından 1981 yılında başlatılmıştır. Höyük yaklaşık 80 metre çapında ve 15 metre yüksekliğindedir.
Buradaki gezimizi bitirdikten sonra tarihi adı tyana olan ama günümüzde kemerhisar olarak bilinen ilçeye hareket ettik. Yol boyunca bize eşlik eden su kemerleri ile kemerhisara girdik. İnsanı hayrete düşürecek büyüklükteki taşlarla yapılmış 8 km lik su kemerleri inanılmaz güzellikte ve heybetli idi.
Antik tyana kenti Tarih öncesinden Hititlerin yıkılışına değin pek çok uygarlığa mekân olmuştur. Hititler döneminde Tuwanuwa, Roma’da ise Tyana olarak tanınıyor. Tuwanuwa Geç Hitit döneminin başkentidir. Ünlü kral Warpalawa İ.Ö.738–715 yıllarında bu kentte hüküm sürmüştür.

M.Ö.30-M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma döneminde, Kemerhisar(Tyana) yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşadı. Antik kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna geldi. Tyana’nın en parlak dönemi hiç kuşkusuz Roma çağıdır. Bu dönemde iki kez Güney Kapadokya Krallığının başkentliğini yapmıştır.

Antik Tyana kentinde 2000 yılından beri bir İtalyan ekip tarafından bilimsel kazılar yapılmaktadır. Gezi grubumuzla öğle yemeğimizi kemerhisarın ünlü pidecisi bayram ustada yedikten sonra kemerhisar belediyesinde görevli bir arkadaş eşliğinde kazıların devam ettiği roma hamamı ile saray kalıntılarının bulunduğu bölgeyi gezerek kemerhisar dan ayrıldık. Gerçektende bizi en etkileyen yerlerden biri oldu antik tyana kenti.

Gezimizin önemli duraklarından biri ise Niğde müzesi idi. Yanılmıyorsam iki yıl öncesine kadar Türkiye nin en iyi düzenlenmiş beş müzesinden biri idi. Gezi sırasında müze görevlisi arkadaş kronolojik sıraya göre bize tüm detayları ile bölge tarihini belge ve buluntuları da göstererek anlattı, sanki zaman tünelinde gibi idik.

Bu toprakların tarihi bize bir kez daha göstermiştir ki insanlık tarihinin merkezi Anadolu dur.
Hani şair Ahmet arif diyor ya:

Beşikler vermişim Nuh’a salıncaklar hamaklar,
Havva anan dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben tanıyormusun.

Nasılda anlatmış üç satırla derinliğini ve önemini memleketin. Gerçektende Sevmek tanımakla başlar, gezi sırasında genç arkeoloji öğrencilerinin gözlerini görmeliydiniz pırıl pırıl ve heyecanlı idiler. Müze gezisinden sonra Selçuklu dönemine ait o çağda kadın vali olarak görev yapmış Hüdavend hatun türbesini ve mimarisini inceleyerek buradan Fertek kasabasına geçtik, burada bulunan kilise camisini gezerek gezimizi sonlandırdık. Keyifli ve güzel bir gezi oldu.

Bir sonraki etkinlikte buluşmak dileği ile hoşçakalın.

Avanos Çömlekçiler Derneği Y.K.adına

Mükremin Tokmak