Avanos Çömlekçiler Derneği

Çamurla uğraşanların yeri
27 Mart 2011
13:00

Uçmuyorsa Kuşlar,
Ölüyorsa Balıklar,
Nasıl Yaşar İnsanlar?

Kızılırmak-Hidroelektrik Santralleri – Kapadokya Mimarisi

Katılımcılar:
Çevre Mühendisi: Dr. Ethem Torunoğlu, TMMOB Y.K. Üyesi
Meteoroloji Mühendisi: Dr. İsmail Küçük, TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası
Avukat: Mehmet Heruş
Düzenleyen: Avanos Çömlekçiler Derneği
Tarih: 27.03.2011 Pazar Günü
Saat: 13:00
Yer: Ulaş Cafe, Avanos

05-03-2011

Sevgili Dostlar
Avanos Çömlekçiler Derneği olarak ilkini İncesu ikincisini Kültepe kaniş-karum’a yaptığımız gezinin üçüncüsü olan bu yılın ilk kültür ve tarih etkinliğini komşu ilimiz Niğde ye gezi düzenleyerek başlatmış bulunuyor.
Geziye Avanos Çömlekçiler Derneği, Füsun Kavalcı ve öğrencileri, Nevşehir Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Osman Doğanay Başkanlığında Arkeoloji bölümü öğrencileri ile Avanoslu tarih ve kültür sever arkadaşlarımız katılmıştır.
“Sevmek tanımakla başlar” sözünü düstur alarak tarihi ve kültürüyle önemli bir merkez olan Niğde ilimizin merkezi ve ilçelerinde bulunan tarihi mekânları ile bu yerlerde tarih boyunca üretilmiş olan çömlek kültürünü yerinde görme fırsatı yakaladık.
5 Mart cumartesi günü Avanos tan 2 otobüs ile 90 kişilik bir katılımla hareket ettik, ilk olarak Niğde ili Aktaş kasabası sınırında bulunan milattan sonra 5. yy la tarihlenen Andaval kilisesini gezdik ve mimari açıdan daha o çağlarda kesme taş tekniği ile böylesi bir mimari örneğin güzelliğini seyrettik. Hali hazırda korumaya alınmış ama Restorasyonu ilerlemiyor ilgililerine buradan duyururuz.
Ardından Gümüşler manastırını ziyaret ettik. Bu mekân ise yine Anadolu da erken çağlardan beri yaşam alanı olmuş önemli bir merkezdir. Hititlerden bu yana tüm medeniyetlerin izini taşıyan bu yerleşimde kayalar içine yerleştirilmiş çömlek depoların nasıl kullanıldığını, o dönemde hayati öneme sahip yeraltı şehri nin tüm detaylarını gezme fırsatı yakaladık. Burasının ilginç özelliklerinden biri ise Hıristiyanlık döneminde yapılmış olan fresklerden birinde Meryem ana gülümserken resmedilmiş. bu örnek diyebiliriz ki tüm Anadolu da bu özelliği ile tek tir.
Bu arada kültür bakanı Ertuğrul Günay ile karşılaştık, kendisine Zelve ören yerindeki ucube beton binaları neden yıkmadıklarını sordum. “yıkılacak” dedi. Bakalım bekliyoruz.
Buradan sonra bahçeli kasabasında bulunan M.Ö. 2. yy la tarihli orijinalliğinde hiç bir şey kaybetmemiş olan roma havuzuna vardık. Bu havuz 60 metre uzunluğu, 22 metre genişliği, 2,5 metre derinliği ile belki de ilk olimpik havuz diyebiliriz. Hala içinden sular kaynamaya devam ediyor, ama hemen yanında bulunan lokanta bu dokuya yakışmamış. Roma havuzunun doğu cephesinde bulunan tepe ise M.Ö. 8. binde yaşanmaya başlanmış olan Anadolu tarihinin önemli kilometre taşlarından biri olan Köşk Höyüktür. Prof. Dr. Aliye Öztan’ın bilimsel başkanlığında 1995 yılında başlanan 2. Dönem kazılarda Anadolu tarihine ışık tutacak çok önemli bulgular elde edilmiştir.
Köşk höyük’te 4 büyük kültür tabakası keşfedilmiştir. Köşk höyük’te ilk arkeolojik kazılar Prof. Dr. Uğur Silistreli tarafından 1981 yılında başlatılmıştır. Höyük yaklaşık 80 metre çapında ve 15 metre yüksekliğindedir.
Buradaki gezimizi bitirdikten sonra tarihi adı tyana olan ama günümüzde kemerhisar olarak bilinen ilçeye hareket ettik. Yol boyunca bize eşlik eden su kemerleri ile kemerhisara girdik. İnsanı hayrete düşürecek büyüklükteki taşlarla yapılmış 8 km lik su kemerleri inanılmaz güzellikte ve heybetli idi.
Antik tyana kenti Tarih öncesinden Hititlerin yıkılışına değin pek çok uygarlığa mekân olmuştur. Hititler döneminde Tuwanuwa, Roma’da ise Tyana olarak tanınıyor. Tuwanuwa Geç Hitit döneminin başkentidir. Ünlü kral Warpalawa İ.Ö.738–715 yıllarında bu kentte hüküm sürmüştür.

M.Ö.30-M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma döneminde, Kemerhisar(Tyana) yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşadı. Antik kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna geldi. Tyana’nın en parlak dönemi hiç kuşkusuz Roma çağıdır. Bu dönemde iki kez Güney Kapadokya Krallığının başkentliğini yapmıştır.

Antik Tyana kentinde 2000 yılından beri bir İtalyan ekip tarafından bilimsel kazılar yapılmaktadır. Gezi grubumuzla öğle yemeğimizi kemerhisarın ünlü pidecisi bayram ustada yedikten sonra kemerhisar belediyesinde görevli bir arkadaş eşliğinde kazıların devam ettiği roma hamamı ile saray kalıntılarının bulunduğu bölgeyi gezerek kemerhisar dan ayrıldık. Gerçektende bizi en etkileyen yerlerden biri oldu antik tyana kenti.

Gezimizin önemli duraklarından biri ise Niğde müzesi idi. Yanılmıyorsam iki yıl öncesine kadar Türkiye nin en iyi düzenlenmiş beş müzesinden biri idi. Gezi sırasında müze görevlisi arkadaş kronolojik sıraya göre bize tüm detayları ile bölge tarihini belge ve buluntuları da göstererek anlattı, sanki zaman tünelinde gibi idik.

Bu toprakların tarihi bize bir kez daha göstermiştir ki insanlık tarihinin merkezi Anadolu dur.
Hani şair Ahmet arif diyor ya:

Beşikler vermişim Nuh’a salıncaklar hamaklar,
Havva anan dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben tanıyormusun.

Nasılda anlatmış üç satırla derinliğini ve önemini memleketin. Gerçektende Sevmek tanımakla başlar, gezi sırasında genç arkeoloji öğrencilerinin gözlerini görmeliydiniz pırıl pırıl ve heyecanlı idiler. Müze gezisinden sonra Selçuklu dönemine ait o çağda kadın vali olarak görev yapmış Hüdavend hatun türbesini ve mimarisini inceleyerek buradan Fertek kasabasına geçtik, burada bulunan kilise camisini gezerek gezimizi sonlandırdık. Keyifli ve güzel bir gezi oldu.

Bir sonraki etkinlikte buluşmak dileği ile hoşçakalın.

Avanos Çömlekçiler Derneği Y.K.adına

Mükremin Tokmak

Dernek olarak 21 Şubat 2010 günü saat 18:30 da üye yemeğinde üyelerimizle bir araya geldik. Çok keyifli ve eğlenceli bir yemek oldu. Yemekte bazı dernek üyelerimizin ve eşlerinin kendi çabalarıyla hazırladığı börekler, yemekler ve tatlılar sunuldu. Yemeklerin lezzeti dışında sohbetin güzelliği de keyifli bir gece geçirilmesini sağladı. Yemekte kısa bir konuşma yapan başkan Özgür Küçüktülü, yönetimin üzerinde çalıştığı projelerden genel olarak bahsetti. Görev dağılımı sonucu kendisinin hazırlaması gereken seramik festivali ile ilgili konuşan Özgür Küçüktülü Isminin Necati Ayden Seramik Festivali olmasını istiyoruz. Avanos’a teknik ve sanatsal anlamda çok şey katmış olan Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinden çıkan Necati Ayden‘i tekrar anmak ve ismini yaşatmak sorumluluğunu hissediyoruz. Festival Temmuz 15′de başlayıp 01 Ağustosta bitecek. İki aşamalı olacak olan festivalde elde şekillendirme ve torna yarışmaları yapılacak, bu yarışmalar ödüllü olacak ve yarışma sonunda sergi açılacak. Avanos’un geleneksel formlarından örnekler seçilecek ve yarışmacılardan bu formları modernize etmeleri istenecek. 15 gün boyunca sanatçılar çeşitli atölyelerde çalışırken aynı zamanda akşamları konser, sinema v. b. etkinlikler olacak. Ayrıca bu süre içinde eski binnik’ler de yaşatılmaya çalışılacak, piknik organizasyonları yapılacak yani dolu dolu 15 gün geçirecek Avanos’lular. dedi. Benim ve diğer arkadaşların çalıştığı projeler ve diğer etkinlikler için en önemli şeyin üyelerin katılımı olduğunu ekleyen Özgür Küçüktülü, diğer projelerin anlatılması için sırayla yönetimden bazı kişilere söz verdi.

Mükremin Tokmak dünyanın en büyük küpünü yapmak için proje hazırladığını söyledi. Küpün boyunu aşağı yukarı 7m olarak anlatan M. T. , bunun için onlarca kişinin çalışacağını, tonlarca çamur harcanacağı ve pişiriminin de oldukça zor olacağını belirtti. Ama başarılabilirse tüm dünyada yankı uyandıracağını ve çıkan küpün Avanos’ta sergilenmesini ilçeye gelen sayısında patlama yapacağını söyledi.

Tayfun Küçükcan ise öncelikle fakir okullardan başlanarak 4. ve 5. sınıflarda seramik çalışması başlatmak istediğini, bu çalışmanın çocuklara çamur ve seramik sevgisini verme ve sonrasında çocukların bu mesleği seçmesi adına çok yararlı olacağını belirtti.

Osman Şibik ise kendisinin yürüttüğü projenin, Avanos’un eski çömlek ustalarının, artık bu işi bırakmış olanlarının ve yaşları geçkin olanlarının video ve ses kayıtlarını çıkarma projesi olduğunu anlattı. Her geçen gün birini kaybettiğimiz bu ustaların geriye bıraktıkları yazılı ve görsel dokümanların gerekliliğini altını çizdi. Üyelerin oldukça ilgisini çeken bu projeler üzerinde uzun tartışmalar yapıldı. Projelerin yazıldığı ve bazılarının yazım aşamalarının bitmek üzere olduğu bildirildi. Yazım aşamaları bittikten sonra projelerin gerçekleşmesi için çeşitli sponsorların bulunması gerektiği hatırlatıldı.

Konuşmalar sırasında üyelerden Aydın Afacan ise bir proje önerisinde bulundu. Hayatını kaybeden Avanos’un eski ustaları için sürekli kendini geliştirebilen bir anıt yapılması gerektiğini anlattı. Her yeni vefatta anıta bir parça eklenerek anıtın sürekli gelişip büyümesinin öneminden bahsetti.

Bu fikir alışverişlerinden sonra ise özellikle Mehmet Körükçü, Ekrem Geçener, Mükremin Tokmak ve Osman Şibik keyifli anılar ve hikayeler anlattı. Hikayelerden birisi ise şöyleydi:

Çömlekçinin birisi yabana kâra gider çömlekleri satmaya. Yeşilhisar’a meydana girer ve onu gören çocuklar peşinden koşturmaya başlar. Çömleklerin kırılmasından korkan satıcı çocukları kovmaya çalışır, ararlarında bir mücadele başlar nihayetinde çocukları kovar ama çocuklardan bir tanesi kaçarken hayli büyük bir taşı fırlatır ve taş gelir satıcının kafasına çarpar. Kafası kanayan ve büyük acı çeken satıcı, çocuklara bağırır: -”Ulan eşek sıpaları, dua edin kafama çarptı ya şu sırtımdaki küpe çarpsaydı o zaman gösterirdim size!”

Bu keyifli gecenin sonunda en kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle yemekli toplantı dağıldı, geriye ise mutlu tebessümler kaldı.

Röportaj

1 yorum

Sayın Nazan Deniz, Avanos’lu bir çömlekçisiniz. Kadın olarak bu meslekte varolmanın zorlukları var mıdır? Bir zorluğu yok. işimi seviyorum ve beş yıldır yapıyorum. Elime aldığım her işi hakkıyla yaparım, istedikten sonra, sevdikten sonra yapılmayacak bir iş yok diye düşünüyorum. Kadın olmamdan kaynaklanan bir sorun yaşamıyorum. Sanayide bana eşit davranırlar. Gelir fikrimi sorarlar, ben de onlara sorarım. Orada kadın erkek yok, çömlekçiler var. Zaten tek kadın ben değilim. Şu anda aklıma gelen Mustafa Yazıcı’nın eşi Filiz var, Hakkı Usta’nın annesi gelir sanayide çalışırlar. Sanayide kadın olmanın kendine özgü bir zorluğu olmadığını düşünüyorum.

Peki çömlekçiliğe nasıl başladınız? 9 yıldır fırsatım olan tüm el sanatlarını öğrenmeye çalıştım. Ev aksesuarları, takı, seramik, makreme (el dokuması), nakış, ahşap boyama, bakır işleme bunlardan bazıları. Mesela kendi çeğiz sandığımı bakırdan kendim işledim. Sonra işlik başında 6 ay satıcı olarak çalıştım. Böylece bu işin içine girmiş oldum. Biz dededen çömlekçi bir aileyiz. Eşim de bu işi yapar. Ben de evlendikten sonra üretime başladım. Artık kendi işimi yapıyorum. Çavuşin’de bir dükkan açtım Deniz Çömlekçilik.

Mağazanızda ne tür ürünler var? Ben sadece Avanos ürünleri satıyorum. Kütahya yok, Kınık yok, iş yapamazsın çini sat diyorlar ama ben inatla Avanos’ta üretilen işleri satıyorum. Müşteri talebi olduğu için Aydın güveci de var ama ben kendi memleketimin ürününü tavsiye ediyorum.

Hobileriniz nelerdir? Çamurla üretmeyi sevdiğiniz işler neler? Sırlı ürünler yapmak benim için çok zevkli. Nasıl çıkacağını heyecanla beklemek… pano yapmayı seviyorum. Mozaik panolar ve eski Kapadokya evleri mesela. Hobilerimi sordunuz, gezmeği çok seviyorum. Tarihi ve arkeolojiye merakım var. Okuduğum kitapların çoğu Kapadokya tarihiyle ilgili. Müzeleri severim, Avanos’un da bir müzesi olsa keşke. . .

Çömlekçiler Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesisiniz. Başarmak istediğiniz en önemli hedefiniz nedir? Gerçekleşmesini istediğim en önemli proje Büyük Küp projesi. Bunun sonuna kadar destekçisiyim. Var gücümle bunun yapılmasına çalışacağım.

Yeni nesli nasıl görüyorsunuz? Sizce çömlekçiliğe ilgi nasıl? Arkadan gelen çırak yok. Bu çok endişe verici bir durum. 10 yıl sonra bile usta kalmayabilir. Endüstri Meslek Lisesinde 3 yıldır seramik bölümü açılamıyor. Ben bu güzel mesleğin bitmesini hiç istemiyorum. Bölgemizde Avanos’a özgü bir sanat, yaşatabilmek için çocukların ve gençlerin özendirilmesi gerekiyor.

Bu yönde çalışmalar olacak mı? Tabii ki. Bu yaz gerçekleştirmeyi düşündüğümüz, ortaokul düzeyindeki gençlere yönelik bir çalışmamız var. Avanos’un gençlerinin elini çamura sürmesini istiyoruz.

En son söylemek istediğiniz birşey var mı? Son olarak paylaşmak istediğim bir temennim var. Üyemiz olsun olmasın, tüm çömlekçiler el ele verip bu zanaatı canlandıralım.

Çok teşekkür ederiz.

Röportaj yapan: Özlem Şahin

Powered by WordPress Web Design by SRS Solutions © 2012 Avanos Çömlekçiler Derneği Design by SRS Solutions